Ziyaret İstatistik

Top 10:
Turkey flag 90%Turkey (144310)
Unknown flag 3%Unknown (4529)
United States flag 3%United States (4004)
Germany flag 2%Germany (2805)
Australia flag <1%Australia (783)
United Kingdom flag <1%United Kingdom (482)
Russian Federation flag <1%Russian Federation (309)
Bulgaria flag <1%Bulgaria (258)
Bosnia Hercegovina flag <1%Bosnia Hercegovina (226)
Iraq flag <1%Iraq (225)
159558 visits from 101 countries

Günlük Gazeteler

Site Sayaç


Bugün :53
Dün :670
Bu Ay :18020
Toplam :159558
Bot :88
Tarih :26-07-2009

Duyurular2

TASAVVUF

seydamx_
Seyda Fadlullah(k.s.)
Giden Sevgili(k.s)
Sohbet Videosu
Hastanede (Video)

Taziyesinden (Video)
Tasavvuf Nedir?

Rabıta Nedir?

Tevessül Nedir?

Biat ve Tövbe Etmek
Seydamın Sohbetleri 1
Seydamın Sohbetleri 2
Seydamın Sohbetleri 3
Seydamın Sohbetleri 4
Seydamın Sohbetleri 5
Seydamla Roportaj
Seydamın Resimleri
www.kalb-iselim.net

http://norsin.biz/

****************
DUYURU

koyuncuspor_logo_4
Taekwondo Severlere.
Salonunuz yada ilinizle
ilgili faliyet haber ve
resimlerinizi bize iletin.
Bizde haberlerinizi
sitemizde yayınlıyalım.
Lütfen bize mail,msn
veya telefonla ulaşın.
mail ve msn adresimiz:
mkoyuncu@gmail.com
TEL: 0535-9786825
www.koyuncuspor.com

****************
TAEKWONDO
VİDEOS
video-tkdsalonux


******************

uguryilmaz_33
UGUR YILMAZ

ANKARA'NIN
  ÜMİTLERİ

devamn_oku

*************

murat_tarhanx
MURAT TARHAN
Taekwondo
ve Başarı

devamn_oku

*******************
TAEKWONDO
VİDEOLARI
sony_dcr-sr46x

 

**************************

 
Taekwondo.

murateroz

Taekwondo-Kickbox
Body Yaz Dönemi Kurs
Kayıtları Başlamıştır.
MURAT  ERÖZ
Milli Antrenör-Hakem
ADRES:
8.Sokak no: 32
Demetevler.ANKARA
TEL: 0312-3353985 
TEL:
0532-5751658
****************
Tkd.Fed. 2010 Faliyetler
Ödül Kavgası Nasıl Sonuçlanır?
Ödül Kavgası Savcılık Yolunda

İstanbul İl Temsilciliğinde Neler Oluyor?


****

 

 

 

 


*****************
******************
******************
 
Tevessül Nedir? PDF Yazdır E-posta

seydamx_Tevessül; Allahütealâ’ya yaklaşmak, huzurunda manevi itibar ve derece bulmak yahut bir faydanın elde edilip zararın defedilmesiyle ihtiyacını gidermek için Salih bir amel veya zatla Cenabı Hakk’a yakınlık sağlamaktır.

seydam_6

TEVESSÜL

 

Tevessül Arapça vesile kelimesinden gelmektedir. Vesile; derece yakınlık, şefaat, başkasına yaklaşmak için vasıta kılınan şey manalarına gelir. Ayrıca vesile, cennette yüksek bir derecenin ve Efendimizin şefaatinin adıdır.

Tevessül; Allahütealâ’ya yaklaşmak, huzurunda manevi itibar ve derece bulmak yahut bir faydanın elde edilip zararın defedilmesiyle ihtiyacını gidermek için Salih bir amel veya zatla Cenabı Hakk’a yakınlık sağlamaktır.

Allahütealâ’nın razı olduğu şekil ve amellerle meşru olan vesilelerin temelini 3 şey oluşturmaktadır:

Kendisine tevessül olunan zat ki O, Allahütealâ’dır.

Tevessül eden zat ki o, Allahütealâ’nın yakınlığını isteyen yahut bir hayrın ele geçip bir şerrin defedilmesi ile ihtiyacının giderilmesini arzulayan zayıf aciz kuldur.

Kendisi ile tevessül olunan şey ki bu, kulun kendisi ile Allahütealâ’ya yakınlık sağladığı Salih ameller ve şahıslardır.

Yapılan tevessülün fayda vermesi ve ihtiyacın giderilmesi içinde bazı şartların bulunması gerekir.

1- Vesileye ve faydasına inanan Salih bir mümin olması gerekir.

2- Tevessül edilen amelin Allahütealâ’nın vesilesi için meşru kıldığı, rağbet ettiği bir amel olması gerekir.

3- Bu meşru amelin Allah Resulünün öğrettiği şekilde Allah’a yakınlık için yapılması gerekir.

Bidat ve haram olan amellerle, Salih olmayan kimselerle de Allahütealâ’ya yakınlık sağlanmaz. İman ve Salih amellerle Allahütealâ’ya yaklaşma konusunda İslam ümmetinin 11111 vardır. İhtilaf ve münakaşaya sebep olan tevessül zatlarla tevessüldür.

Peygamber efendimizi ve bütün Salihleri sevmek, onların halleriyle hâllenmek, bereketlerinden istifade etmek ilahi bir emir olup Salih amellere girmektedir.

Hayatta veya vefat eden zatların ruhlarından istifade edilebilir. Kabir ehli, âlemi berzahta hayattadır. Birbirlerini ziyaret ederler. Hayatta olanlardan kötü haber duyduklarında rahatsız olurlar.  Nimetlenir ve azap görürler. Hayattakilerin ameli bu ruhlara gösterildiğinde, iyi amel gördüklerinde

Allah’a hamd edip, sevinirler ve daha fazlasını yapmaları için dua ederler.

Kötü bir amel gördüklerinde şöyle dua ederler:”Allah’ım onları taat ve ibadete döndür. Bizi hidayete erdirdiğin gibi onları da hidayete erdir.” Buharinin rivayet ettiği bir hadisi şerifte “ölen kimse defin edildikten sonra kendisini defin eden cemaatin geri dönüşlerindeki ayak seslerini işitir.” Ölü kendisini taşıyanı, yıkayanı, kabre koyanı tanır. (?????  126)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Bedir’de ölen kâfirlerin cesetlerini Kalib kuyusuna atılmalarını emretti. Onlar kuyuya atıldıktan birkaç sonra o kuyunun başına gelerek Resulü Ekrem teker teker baba adlarıyla beraber kendi isimlerini söyledi ve şöyle buyurdu “Rabbimizin verdiği vaadin doğru olduğunu gördünüz mü? Ben doğru olduğunu gördüm.”

Bu hitap üzerine Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi:” bu leş haline gelen kimselere mi söylüyorsun? Onlar nasıl duyarlar?” Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:” beni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki siz onlardan daha fazla işitici değilsiniz.” (Buhari)

Hz. Aişe’den rivayet edilen bir hadisi şerifte: “ bir adam kardeşinin kabrini ziyaret edip yanına oturduğunda, o kendisini tanıyarak sevinir, verdiği selama karşılık verir ve bu hal kalkıncaya kadar devam eder.”

Bir başka hadisi şerifte: “Ölülerinizin kefenlerini güzelleştiriniz. Onlara iyi kefen alınız. Çünkü onlarla iftihar edip birbirlerinin ziyaretine giderler.”

Meşru olan tevessül şu başlıklar altında toplanabilir;

Peygamber (s.a.v.)  ile tevessül

Salih kullar ile tevessül

Salihlerin duası ile tevessül

Amellerle tevessül

Esma-ül Hüsna ile tevessül

Dünya ve ahirette Allah’a yaklaşmaya, O’na ihtiyaçlarımızı arz etmeye, sayesinde günahlarımızın bağışlanmasına, ihsanlara kavuşmamıza en büyük vesile Peygamber Efendimiz (s.a.v.)dir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünyaya teşrif etmeden önce, hayatı saadetlerinde ve ahirete irtihallerinden sonra Allah’a tevessül edilmiştir.

Hz Ömer (r.a.)dan rivayet edildiğine göre;  Hz Âdem(a.s.) cennetten çıkarılmasına sebep olan hatayı işledikten sonra uzun süre affedilmesi için dua ve niyazda bulundu duası bir türlü kabul edilmedi. Sonra “ Allah’ım beni Muhammed’in hakkı için affeyle tövbemi kabul buyur” diye yalvardı. Cenabı Hak Sen Muhammed’i nereden tanıyorsun?” diye sorunca Âdem (a.s.) yaratıldığı zaman başını kaldırıp arşa baktığında sütunlarında “La ilahe illallah muhammedün resullullah” cümlesini gördüğünü, ismi Allah ismiyle yazılan birinin O’nun sevdiği bir kul olması gerektiğini düşündüğünü ve bundan dolayı onun ismiyle tevessül ettiğini söyledi.

Allahütealâ doğru söylediğini, ahir zaman peygamberinin hatırına affedildiğini ve O olmasaydı kendisinin de (Âdem as) yaratılmayacağını bildirmiştir.

Hayatı saadetlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile yapılan tevessül örnekleri:

Osman b. Hureyf (r.a.) şöyle anlatıyor; gözleri görmeyen bir adam, bir gün Peygamber Efendimize (s.a.v.) gelip şöyle dedi;

“Ya Resulullah (s.a.v.) gözlerim görmüyor siz dua edin benim bu gözlerim iyi olsun.” Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) “istersen dua edeyim istersen sabret ama sabretmen senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Ama gözlerinin görmemesinin kendisine çok ağır geldiğini ve açılması için dua etmesini istedi. O zaman Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  şöyle buyurdu; ”Öyleyse git güzel bir abdest al, sonra iki rekât namaz kıl, akabinde şöyle dua et; Yarabbi ben senden diliyorum, rahmet Peygamberin (s.a.v.) ile sana yöneliyorum.  Ya Muhammed (s.a.v.) ben seninle Rabbine yöneliyorum ta ki gözlerim açılsın. Ya Rabbi! O’nun şefaatini benim hakkımda kabul eyle ve benimde kendim için yaptığım duayı kabul et.” Osman b. Huveys (r.a.) şöyle diyor “bu zat gitti, biz daha Resulullah‘ın huzurundan ayrılmamıştık tekrar geldi. Baktık ki gözleri iyi olmuştu.” (ibni Mace)

Vefatından sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) ile yapılan tevessül,

El Utbi şöyle demiştir. Resulullah (s.a.v.) kabri yanında oturuyordum. Araplardan biri geldi ve “es-selamu aleyke ya Resulullah! Allahütealâ’nın şöyle buyurduğunu işittim; eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlamayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.”(nisa 64)

İşte günahlarından istiğfar ederek, Rabbime seni şefaatçi edinerek sana geldim dedi ve şu şiiri söyledi.

“Ey bu topraklarda yatanın en hayırlısı ve en büyüğü! Senin güzel koku ve bereketinle bu vadi ve tepeler bereketlenip hoş oldu. Senin bulunduğun ve içinde her derde deva ile cömertlik ve kerem bulunan bu kabre canım kurban olsun.”

Bu şiiri okuduktan sonra dönüp gitti. O anda beni bir uyku bastı. Rüyamda, Resulullah’ı (s.a.v.) gördüm. Bana “ Ya Utbi arabiye yetiş ve kendisine, Allah’ın onu affettiğini müjdele” dedi.

Abdurrahman b. Sad (r.a.) şöyle anlatmıştır. İbn-i Ömer (r.a.) ile beraber oturuyordum. Ayağı birden kasıldı.

Ya Ebu Abdurrahman, ayağına ne oldu? Dedim.

Kramp girdi. Dedi

En çok sevdiğinin adını anda iyi olsun. Dedim.

Ya Muhammed! Diye nida etti, ayağı hemen düzeldi.

İmam Gazali hazretleri namaz kılan kişi ettehiyatü okuduğu zaman esselamu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatühü dediği zaman şöyle düşünsün; sanki Peygamber (s.a.v.) karşısındadır. Ona hitap ediyor ve aynı zamanda itikad etsin ki Peygamber (s.a.v.) onun selamını işitip onu cevaplandırır.

Emirel müminin Ebu Cafer el Mansur ile İmam-ı Malik Peygamber (s.a.v.)in camiinde münazara ettiler. İmam-ı Malik (r.a.) Amiral Mümine şöyle dedi: bu camide sesini fazla yükseltme çünkü Cenabı Hak bazı kişileri terbiye etmek için şöyle buyuruyor;

 “ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin, birbirinizi çağırır gibi ona çağırmayın. Haberiniz olmadan ameliniz boşa çıkar.” (hucurat2)

Cenab-ı Hak bazı kişileri methederek şöyle buyuruyor:

Gerçekten Allah’ın peygamberi yanında seslerini kısanlar bunlar o kimselerdir ki, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlara marifet ve büyük bir mükâfat vardır. (hucurat3)

Bazı kişilerde yaptıklarından dolayı kötüleyerek şöyle buyuruyor:

Peygamber ait odaların önünde sana çağıranlar var ya onların çoğu aklı ermeyenlerdir. (hucurat4)

İmam Maliki bu bilgileri Amiral Mümine anlatınca, Amiral Müminin kabul edip sordu:

Ya imam, kıbleye mi dönüp dua edeyim yoksa kabri şerife mi?

Peygamber (s.a.v.) hayatta iken nasıl hürmet ve saygı lazımsa vefatından sonrada aynı şekilde hürmet ve saygı lazımdır. Sen nasıl yüzünü ondan çeviriyorsun? Hâlbuki O, hem senin hem de baban Âdem (a.s.) in kıyamete kadar vesilesidir. Bunun içindir ki, O’na yönel O’ndan şefaat dile, ta ki O da sana şefaat etsin. Bu sözleri söyleyen imam sonra şu ayeti okudu:

Eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseydiler, kendileri için Allah’tan af isteseydiler ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Cenabı-ı Hak tövbeleri ziyade kabul edici, merhametli bulacaklardı. (nisa64)

 

Ahirette Peygamber (s.a.v.) ile tevessül;

Ebu Hureyre , Ebu Said ve Huzayfe (r.a.) dan rivayet edilen hadisi şeriflerde kıyamet günü mahşerin dehşetinden kurtulmak isteyen bütün insanlar babaları Âdem (a.s.) dan başlayıp bütün ulul azam peygamberlere giderek, Allahütealâ’nın kendilerini bu halden kurtarması için şefaat etmelerini talep edecekler. Her biri kendisinin buna liyakatli olmadığını, kendisini meşgul edecek bir derdi bulunduğun ve bu işe en ehil olanın Hz. Muhammed (s.a.v) olduğunu, O’na gitmelerini tavsiye edecekler.

İnsanlarda Efendimize (s.a.v.) gelip durumu arz edecekler. Efendimiz (s.a.v.)de Allahütealâ’dan izin isteyip secdeye kapanarak O’na hamt edecek. Cenabı-ı Hak kendisine:

-Ya Muhammed! Başını kaldır. Söyle, sözün dinlenecek. İşte istediğin verilecek. Şefaat et, şefaatin kabul edilecek.

Bunun üzerine Resul (s.a.v.)

-Ya Rabbi! Ümmetim ümmetim diyecek.

Kendisine “kalbinde zerre kadar imanı olanı cehennemden çıkar” denilecek. O da zerre kadar imanı olanı cehennemden çıkarıp cennete sevk edecek. Böylece bütün insanların en zor gününde, en büyük müşküllerini ortadan kaldırmak için Allah’ın izni inayetiyle vesile olacaktır. (Buhari Müslim)

Buraya kadar olan kısımda gördük ki çeşitli şekillerde Peygamber (s.a.v.) vesile kılınarak tevessül edilmiştir.

Tüm Müslümanlar bilirler ki Allah her şeyin yaratıcısıdır, her şeyin hâkimiyeti O’nun elindedir, bütün iler O’na döndürücüdür. Tevessül eden kişi, kendisiyle tevessül ettiği şahsa ne bir fiil ne de yaratma işini Nispet etmekte sadece o insanın Allah katındaki derece ve yakınlığını kabul edip onu aracı kılmaktadır. Allah’a yakınlık ise sabit bir gerçektir. İşte bu yakınlıkla Resulullah (s.a.v.) kıyamet gününde halka şefaat edecektir.

İnsanlar cansız varlıklara fiil isnat etmekten çekinmezler. Şu sözler herkesin dilindedir. Su hararetini giderdi.  İlaç bana fayda verdi. Yemek beni doyurdu. Bu tür bir isnat Hz. Peygambere (s.a.v.) yapıldığında ise şirk yaygaraları kopararak cahilane saçmalarlar.

Bizde onlara soruyoruz “siz sıkıntınızı gidermesini istediğiniz kimsenin tek başına Allah olmadan o işi yaratacağını düşünüyor musunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız bu durumda asıl şirke düşmüş siz oluyorsunuz.”

Allah bir hayrın ortaya çıkmasını murat etmişse o iş için sebeplerden bir sebep kılmaktadır. Konumuzun bu bölümünü Haşir suresi ayet 10 ile noktalıyoruz.

Ey Rabbimiz bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla, kalbimizde müminlere karşı kin bırakma. Rabbimiz şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin.

Yüce Allah’tan dileğimiz bizleri dinden uzaklaştırmasın ve düşmanlığı kalplerimizden uzaklaştırsın. Muhalif olan kardeşlerimize de hayır ve hidayet yoluna fazlı keremiyle ulaştırsın. Onları fitne ve fesat sebebi eylemesin.

KAYNAK: www.kalb-iselim.net
www.kalb-iselim.net Tasavvufu en güzel ögreneceginiz sitedir.
Tasavvufa ilgi duyan herkese bu siteye bakmasını tavsiye ediyoruz.